3 Haziran 2020 Çarşamba

Vuslata Yolculuk

  Saatler geçti jandarmalar cesetleri siyah torbalara koyup beni sorgu yağmuruna çektiler .

Komutan benim de karakola gitmem gerektiğini söyledi . Nasıl bir geceydi hala şok ićindeydim . ERsin bana bakarken çok endişeli bakıyordu. Onun da başına gelmeyen kalmadı benim yüzûmden .O Benim eşimdi , hala   iki laf edemedik .Yanıma gelip komutandan izin istedi . Beni balkona çıkardı ,elimden tutup koltugu oturttu . Gece gözleri  o kadar farkli bakıjordu . Uzun kirpikleri kahve gözlerini siyaha dönmüştü . Bana bakarken ilk defa farklı baktığına şahit oldum .Bir an utandım gõzlerimi kaçırdım . 
  - Hayalim sen ne yaman çıktın , gelene kadar o dağ yolunda öldūm öldüm dirildim . Komutana yarın karakola gideceğini bildirdim . Gelinliğinle çıkıp bana gelmeni istiyorum hemen. Daha fazla senden uzak kalmak istemiyorum .
  Elimi alıp bileğime ufacık bir öpūcük bıraktı . Gözlerime bakıp hafifçe güldü .
  - Benimsin değil mi ?
  - Evet !...dedim  hafif utangaç bir şekilde .Kalbim sanki yerinde fırlayacak şekilde atıyordu . İlk defa bu kadar yakınlaşmıştık .
  - Yanakların kızarması bir insana bu kadar mı yakışır . Hafifçe gūldü .Tekrar ellerimi avuçlarının içine hapsetti . 
  - Yarın benimsin değil mi.
  - Kınayı unutttun mu ?
  - Olmazsa olmaz mı ,güzel karıcım ...dedi boğuk bir sesle .
  - Bir gün sonra ....dedim bende sesim çok az çıktı .
  Cebinden bir kutu çıkardı açınca içinden ışığın vurduğu yerlerden ışık saçan bir takı çıkardı .Bileğimi tutup tekrar öptū , sanki ateş değmiş gibi elimi çekmek istedim .Odaha sıkı tuttu . kutudan çıkardığı bilekliği elime taktı . Bunlar kücük elmaslar la işlenmiş su damlacıkları gibiydi.  Elimin onun elinde ateşe dönmesine şahit oluyordum.
  - Aşkım bunu bileğinde gördūğünde hep benim sana olan aşkıma şahit ol . Sensiz bir hiçim ,sanki sen yine kaybolup gidecek gibi korkuyorum . Beni bırakma olur mu.!
  Ona gülümsedim , onun elini bu sefer ben aldım .Etrafıma baktım avucunun içine bir öpūcuk koydum ve avucunu kapattım .
  - Bu sana verebileceğim tek şey ...utangaç bir şekilde ona baktım .Balkon kapısında ses gelince toparlandı . Kalktı benide elimden tutup kaldırdı . Yavaşça kulağıma -Seni ne çok sevdiğimi bir bilsen . Hayalim.....dedi ve onları yolladık . Ama korumaların yarısı kaldı . Kardeşlerim bütün yolları kapatmıştı .Burası kara deniz geçit olmaz yabancıya . Gelenlerde yabancı idiler , paralı asker olduklarını söylemişti komutan. Sabah tüm hazırlıklar gecenin gölgesi ile devam etti. 

Ahali düğünün iptal olmasını istemedi .tüm akrabalarımda buna kanaat getirdi . Kına için merkeze kuaföre özel olarak yer ayrıldı . Ersin kendisi geldi beni almaya , yolda giderken kızlarla aynı arabaya alındım ve buna isyan etti . Araba kalabalık olunca bir araç daha kızlara verildi . Benim araç jipti ve müzik sistemini açan kızlar oynaya oynaya gidiyorduk .Benim içim dünkü yaşadıklarımdan dolayı zoraki gülümsemeyle duruyordum. Elimde Ersinin bilekliğine bakıyordum , o kadar dalmışım ki kızların çığlığı ile kendime gelirken arabanın havaya uçtuğuna şahit olmuştum kendimi kapının oradan yardan aşağı buldum kendimi barajın tünellerinden biri patladığını anladığımda kendimi topraklarla beraber aşağı doğru uçsuz bucaksız bir kuyuya düşerken kayaların havada uçuştuğunu görmemle gözlerimi son kez kapattığımda bilincimin kapandığını hissederken başımda derin bir acıyla öldüğümü anladığım anda şehadet getiremeden her şey karanlığa büründü. Kulağıma bir su sesi geldi şırıl şırıl akıyordu , ne kadar güzel dedim kendi kendime dere yine akıyordu . Yalnız gözlerim açık neden karanlık belimden aşağısında ağırlık vardı . Şaşkınca baktım çok az bir ışık vardı . Neredeydim ben yavaşça elimle üstümdeki şeyleri itip atmaya çalıştım . Topragamı gömülmüştüm . Kayalar ellerimi incitiyordu , kaç saat öyle kazdım bilmiyorum kendimi kurtardım . Ayağa zor bela kalktım az ışık olan suyun aktığı yere yürüdüm , burası neresi idi ne işim vardı burada . Işığın olduğu yere topallayarak ilerledim ayakkabılarım toprağın içinde kalmıştı , ayaklarım taşlara basarken acıyordu , bu elbise nasıl bir elbiseydi yere kadar uzundu , arada parlayan su damlacıkları gibi bir şeyler vardı elbisemde . Yürümemi zorlaştırıyordu mecbur toplayıp iki elimle kaldırdım . Ayaklarım buz gibi suda üşümeye başladılar . Titremeye başladım , ışık çoğalınca daha hızlı yürüyordum tünelin sonu daha aydınlık be daha geniş olmaya başladı , tam  çıkarken korkunç bir gürültü arkamdan gelmeye başladı o korkuyla koşmaya başladım koşarken her tarafımı toz toprak taş kaplarken son bir gayretle kendimi ileri attım . Kendimi atarken başıma bir taş vurunca canım o kadar yandı ki gözlerim karardı ve kendimden geçtim . Ne kadar zaman geçti bilmiyorum o kadar çok üşüyordum ki tirtir titrerken gözlerimi açmaya çalışırken yerden havalandığımı hissettim . Konuşmaları anlamıyordum , yabancı sanki arapça konuşuyorlardı . Beni biri kucağına almış gözlerimi açtım biraz , yüzü çok güneşten yanmış esmer simsiyah gözleri ile bana bakan endişeli bir çift göz gördüm . Gözlerim istemsiz kapandı ama sesleri hala duyuyorum . Beni taşıyan adam sımsıkı güçlü olduğu belli kollarında hiç yorulmadan götürüyordu . Kalbini duyuyordum bayılmak üzere olduğumu anlarken son kez gözlerimi açtım ona baktım   , o anda derin bir nefes verip kendimden geçtim .

Zaman sonra ısındığımı hissettim , o sesler yine kulağımda konuşuyorlardı . Biri onları susturup dışarı çıkardı . Yanıma geldiğini anladım gözlerimi açtım yavaşça , o bana bakıyordu endişeyle . 

-Nasılsın hayatım , iyi misin , bir yerin acıyor mu ? bana hala endişeli bakıyordu . Kimdi bu adam , niye bana öyle bakıyordu .

-Şey ben bir şey hatırlamıyorum , siz kimsiniz ? dediğim an sanki gözlerinde bir şey parladı . Endişeli bir şekilde yanıma geldi elimi tutacakken elimi çektim , gayri ihtiyari . Yabancı bir  erkek elimi neden tutar ki .

_Aşkım beni tanımıyor musun , ben senin kocanım . Şaşkınlıkla ona baktım . elimi kaldırırken bilekliğim parıl parıl parladı sanki kalbim acıdı birden . Hayır ya benim kocam mı var    ben niye bilmiyorum . Bu elbisede ne kına düğünde giyilen cinsten üstünde sanki bir sürü mücevher vardı . Gerçek miydiler acaba . Sanki aklımdan geçenleri okumuş gibi , gülümsedi .

_Hatırlamıyor musun düğüne gidiyorduk kaza geçirdin , seni zor bulduk Allah'tan o tünelin hava çıkışını buldun da son anda çökmeden önce çıktın kurtuldun .Bunlar gerçek değil tatlım . Sana en güzel elbiseyi almıştım . Kötü olmuş , onu kuru temizlemeye verir kiraladığım yere geri veririm . Üzülme sen dediğinde . Her şey mantıklı geldi . Bana kuru elbiseler getirdi , banyoya doğru götürürken dokunacakken korktum dokundurmadım . Şaşkın bir şekilde baktı bana . 

_Kocanım senin , neden dokundurmuyorsun tatlım .?

_Lütfen hafızam yerine gelene kadar bana dokunma olur mu . Ben çok şaşkınım ve hala anlayamıyorum o yüzden bana dokunma . Dedim ve banyoya girdim kapıyı kilitleyip 
İçeri girdim , banyoda ki ahnaya bakarken başörtümün çok kötü ve kanlı oldugunu fark ettim . Beni neden hastahaneye götürmedi .Ya bana kötü birşey olduysa . Başımdaki örtüyü açtim , topuz olan saçım hayatımı kurtarmış . Ama sonraki taş başımı yarmıştı . Baş örtüm kan revan olmuş .Başım baktım kan durmuş ama pansuman istiyordu .Kocama desem de o yapsa .Sonra bileklik parlayinca şaşkin bir şekilde etrafa baktim . İlaç kutusų vardı aldım baktım . Sarı ilaç tendiridyot ve oksijen vardı . Oksijenle sildim yavaşça sonra gazlı beze sarı ilaç yapıp yaraya koydum .Yapışkanla yapıştırdım . Saçımı yapaşça temizleyip taradım .Uzun saçlarım ara ara sarı telleri ile kahve kızıl arası bir renk cümbüşü vardı. Ne işim var bu adamla benim . Ben onlara benzemiyorum . Sanki onlar güneşte yanmışlardı bense bembeyaz tenimle tezat oluşturuyordum .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Roman

Hayal mi senin adın bölüm 1

           Güneş her zaman ki gibi , çıkmadı , hava puslu soğuk , ellerimi ovuşturmaktan , bithap düşmüştüm . Gün başlark...